← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
1973 seçimlerinin ardından Ecevit'in CHP'si ile Erbakan'ın MSP'si 26 Ocak 1974'te koalisyon kurdu. Hükümet genel affı, haşhaş yasağının kaldırılmasını ve Kıbrıs harekâtını üstlendi; Ecevit'in 18 Eylül 1974'teki istifasıyla dağıldı.
14 Ekim 1973 seçimlerinde birinci çıkan CHP çoğunluğu sağlayamadı; aylar süren bunalım, ortanın solundaki CHP ile Milli Görüş çizgisindeki MSP'nin ortaklığıyla aşıldı. Hükümet 7 Şubat 1974'te 235 oyla güvenoyu aldı; Erbakan başbakan yardımcısı oldu ve MSP'nin İçişleri ile Adalet gibi kilit bakanlıkları üstlenmesiyle Milli Görüş hareketi ilk kez hükümete girdi. Koalisyon üç kararla anılır: Mayıs 1974'teki genel af, 1 Temmuz'da haşhaş ekiminin yeniden serbest bırakılması ve Temmuz-Ağustos'taki Kıbrıs harekâtı. Af oylamasında MSP'li milletvekillerinin bir kısmının düşünce suçlarını kapsam dışında tutan metne oy vermesi ilk ciddi çatlağı açtı. Harekâttan sonra başarının paylaşılamaması gerilimi artırdı; erken seçimle tek başına iktidar hesabı yapan Ecevit 18 Eylül 1974'te istifa etti. Erken seçim yapılamadı; güvenoyu alamayan Sadi Irmak hükümetiyle uzayan bunalım Mart 1975'te Milliyetçi Cephe'yle aşıldı.
Editoryal bağlar; ortak aktör ya da iddia edilen bağ nedensellik kanıtı değildir.
Kilit kişiler: Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Fahri Korutürk, Sadi Irmak
Kurumlar: CHP, MSP, Milli Görüş, TBMM
Gülbay, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2019, s. 333-361 — Huzursuz ortaklık: af krizi, Kıbrıs ve istifa
Gülbay, 7 Şubat 1974'te 235 oyla güvenoyu alan hükümetin af, haşhaş ve Kıbrıs kararlarını inceler. Af oylamasında 20 MSP'li milletvekilinin TCK 141-142'yi dışarıda bırakan metne kabul oyu vermesini ilk ciddi kırılma sayar; Kıbrıs sonrası başarının paylaşılamamasını ve Ecevit'in erken seçimle tek başına iktidar beklentisini istifanın nedenleri arasında gösterir.
Erkoyuncu, Tarih ve Gelecek Dergisi, 2025, s. 749-770 — İdeolojik uçların ortak yönetim denemesi
Erkoyuncu, birbirine zıt iki partinin 1973 seçimlerinin yarattığı tıkanıklığı aşmak için bir araya gelişini inceler. Koalisyonu yalnız bir siyasi tercih değil, dönemin koşullarının dayattığı bir zorunluluk olarak değerlendirir ve iki partiyi ortaklığa götüren hedef benzerliklerini ortaya koyar.