← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
Dokuz Subay Olayı ve Askerî Yargılama
Askerî mahkeme sanıkları beraat ettirdi; ihbarın ne ölçüde doğru olduğu ve örgütün kapsamı sonraki tanıklıklar ışığında farklı değerlendirilir.
Aralık 1957'de Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu, ordu içinde Demokrat Parti hükümetini devirmeye hazırlanan bir subay örgütü olduğunu ihbar etti. Askerî mahkeme sekiz sanığı beraat ettirdi; ihbarcı Kuşçu ise mahkûm oldu.
Bu sayfada
1957 seçimlerinde oy kaybeden DP iktidarı, aynı yılın sonunda ordu içinde darbe hazırlığı yapıldığına dair ilk somut ihbarı aldı. Kuşçu'nun verdiği isimler üzerine subaylar tutuklandı; ancak ihbarcı somut delil sunamadı, düzenlenen gizli görüşmeden de doğrulayıcı bir beyan çıkmadı. Mayıs 1958'de başlayan askerî yargılama sekiz sanığın beraatiyle sonuçlandı; Kuşçu hapis cezası aldı ve ordudan ilişiği kesildi. Menderes'in, ordunun zarar görmemesi için soruşturmayı derinleştirmediğini söylediği aktarılır. Örgütlenme bir süre sessizliğe çekildi ama dağılmadı; 27 Mayıs 1960'ı gerçekleştiren subay ağları bu yapılanmanın devamı olarak okunur. Olay, iktidarın uyarı almasının ağı çözmekle aynı şey olmadığını gösteren erken bir örnektir.
Karşıt anlatılar
Tarafların anlatısı aktarılmıştır; atlasın hükmü değildir.
İhbar ve iddianame: Kuşçu'nun ihbarına ve iddianameye göre ordu içinde DP hükümetini devirmeyi amaçlayan gizli bir örgüt vardı; iddianamede, emekli bir subayın seçimlerden önce ve sonra Kuşçu'ya hükümeti devirme teklifinde bulunduğu ileri sürüldü.
Mahkeme kararı: İhbarcının somut delil sunamaması ve gizli görüşmede doğrulayıcı bir beyan alınamaması üzerine askerî mahkeme sekiz sanığı beraat ettirdi; sanıklar orduya döndü, cezayı yalnız ihbarcı Kuşçu aldı.
Sonraki tanıklıklar: 27 Mayıs'tan sonra yayımlanan hatıralar ve araştırmalar, 1950'lerin ortasından itibaren Ankara ve İstanbul'da darbe amaçlı subay örgütlenmelerinin gerçekten var olduğunu gösterir; beraat eden subayların bu ağlardaki rolü ise tartışmalı kalır.
Bağlı olduğu ana olaylar
- 27 Mayıs Darbesi (27 Mayıs 1960) — Genç subaylar hükümeti devirdi; başbakan ve iki bakan idam edildi, ama beraberinde özgürlükçü 1961 Anayasası geldi.
- Demokrat Parti Dönemi (Menderes) (14 Mayıs 1950) — DP, köylü-esnaf desteği, liberal ekonomi ve Batı yönelimiyle iktidara geldi; ancak 1954'ten sonra basın kısıtlamaları ve muhalefete baskı otoriterleşmeye zemin hazırladı.
Zincirdeki yeri
Editoryal bağlar; ortak aktör ya da iddia edilen bağ nedensellik kanıtı değildir.
- Sonrası · Neden–sonuç: 27 Mayıs Darbesi (27 Mayıs 1960) — İhbara rağmen dağıtılamayan subay çevreleri örgütlenmesini sürdürdü ve 27 Mayıs'ı gerçekleştirdi.
Aynı dosyada: 27 Mayıs Darbesi
Kilit kişiler: Samet Kuşçu, Adnan Menderes, Celal Bayar
Davalar: Dokuz Subay davası
Kurumlar: Demokrat Parti, Emniyet Genel Müdürlüğü
Kaynaklardan okumalar
Demir Yerli, Atatürk Ansiklopedisi, 2024 — İhbardan beraate: olayın ansiklopedik dökümü
Madde, Kuşçu'nun ihbarıyla ortaya çıkan örgütlenmeyi, tutuklamaları ve askerî mahkemenin sanık subayları beraat ettirip Kuşçu'yu orduyu isyana teşvikten iki yıl hapse mahkûm ettiğini aktarır. Menderes'in soruşturmayı ordunun zarar görmemesi için sınırlı tuttuğunu söylediğini ve olayı izleyen yaklaşık iki yılın ordu içinde sessizlik dönemi olarak anıldığını belirtir.
Dikici, ATAM Dergisi, 2014, s. 11-60 — İhbarın emniyet ayağı: Kuşçu'nun sorgusu
Dikici, 27 Mayıs öncesinde polisin rolünü incelediği makalede ihbarın İçişleri Bakanı Namık Gedik'e ulaştığını, Kuşçu'nun Amerikan Başkonsolosluğu'na sığındıktan sonra polise teslim edildiğini ve sorguda subayların adlarını verdiğini aktarır. Yargılamada dokuz sanıktan sekizinin beraat ettiğini, Kuşçu'nun ise iftiradan mahkûm olduğunu yazar.
Ertürk, Türk Dünyası Araştırmaları, 2023, s. 1-42 — Kapanan dava, cesaretlenen darbeciler
Ertürk, Kuşçu'nun 21 Aralık 1957'de ordudaki gizli örgütlerin darbe hazırlığını dolaylı yoldan Menderes'e bildirdiğini, Tuğgeneral Cemal Tural başkanlığındaki mahkemenin sanıkları beraat ettirip Kuşçu'yu iftiradan iki yıl hapse mahkûm ettiğini aktarır. Olayın bu şekilde kapanmasının darbecileri cesaretlendirdiğini ve Bayar'ın sonradan, olay iyi değerlendirilseydi 27 Mayıs'ın yaşanmayacağını söylediğini yazar.