← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
II. Meşrutiyet'in ilk yılında Adana ve çevresinde Ermeni nüfusa yönelen, on binlerce kişinin öldüğü kitlesel şiddet; 1894–96 Hamidiye katliamları ile 1915 tehcir-kıyım olayları arasında etnik fay hattının kanlı ara halkası.
Nisan 1909'da İstanbul'daki 31 Mart Vakası'nın yarattığı belirsizlik ortamında, Adana vilayetinde Ermeni nüfusa yönelik iki dalga hâlinde geniş çaplı şiddet patlak verdi. Ölü sayısı kaynaklara göre büyük farklılık gösterir: pek çok araştırmacı 20.000–30.000 arası Ermeni'nin (ve binlerce Süryani/Asuri'nin) öldüğünü belirtirken, dönemin resmî Osmanlı verileri çok daha düşük rakamlar verir; tarihçiler arasında genel kabul on binler düzeyindedir. Şiddetin sorumluluğu da tartışmalıdır: kimi okumalar yerel eski rejim yanlılarını ve mahallî yöneticileri, kimileri düzeni sağlamakla görevli askerî birliklerin tutumunu öne çıkarır. Olayların ardından kurulan divan-ı harplerde hem Müslüman hem Ermeni sanıklar yargılandı ve bir bölümü idam edildi; ancak eleştirel literatür, en sorumlu görülen kimi yerel yönetici ve komutanların ciddi bir cezaya çarptırılmadığını vurgular. Şiddetin ardından, Ağustos 1909'da Adana'ya vali olarak atanan genç İttihatçı subay Cemal Paşa bölgenin yönetimini ve yargı sürecini üstlendi. Eleştirel literatür, meşrutiyetin getirdiği eşitlik vaadi ile taşradaki kutuplaşma gerçekliği arasındaki uçurumu vurgular. Yapısal olarak bu düğüm, 'etnik-dinsel fay hattı' deseninin 1894–96 ile 1915 arasındaki doğrudan köprüsüdür: anayasal rejim değişikliğinin (II. Meşrutiyet) gerilimi çözmek yerine yeniden alevlendirebildiğini gösteren bir kırılmadır.