← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
Ankara: İkinci Dünya Savaşı'nın İstihbarat Sahnesi
Savaş dışında kalmayı başaran tarafsız Ankara, tam bu yüzden Alman, İngiliz ve Sovyet gizli servislerinin birbirine girdiği açık bir operasyon sahnesine dönüştü; suikast, belge satışı ve iltica krizleri birbirini izledi.
Bu sayfada
Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı boyunca sürdürdüğü tarafsızlık, ülkeyi savaşın dışında tuttuğu ölçüde onu istihbarat savaşının merkezine çekti. Savaşan tarafların hepsinin büyükelçilik tuttuğu, birbirinin diplomatını aynı sokakta gördüğü bir başkent, gizli servisler için eşi bulunmaz bir temas ve operasyon alanıydı. 24 Şubat 1942'de Atatürk Bulvarı'nda Alman Büyükelçisi Franz von Papen'e yönelik suikast girişimi, 1943'te İngiliz Büyükelçiliği'nde çalışan Elyesa Bazna'nın (Çiçero) belgeleri Almanlara satması ve 1945'te Sovyet Başkonsolosluğu görevlisi Konstantin Volkov'un İstanbul'da İngilizlere iltica girişiminin Kim Philby eliyle akamete uğratılması, aynı sahnenin üç perdesidir.
Bu olayların ortak yanı, hiçbirinin Türkiye'nin kendi kararının ürünü olmamasıdır: Ankara ve İstanbul, başka devletlerin birbiriyle hesaplaştığı bir zemin olarak kullanılmıştır. Türkiye açısından sonuç iki yönlüdür. Bir yandan tarafsızlığın diplomatik maliyeti artmış, her olay büyük güçlerden birine karşı taraf tutma baskısı üretmiştir. Öte yandan bu dönem, Türk güvenlik bürokrasisinin modern istihbarat pratiğiyle ilk yoğun temasını sağlamış; 1947 sonrası Batı bloku ekseninde kurulacak yeni istihbarat ve özel harp yapılarının kadro ve alışkanlık zeminini hazırlamıştır. Site açısından bu düğüm, 'örtülü operasyon sahnesi' deseninin başlangıç noktasıdır.
Kilit kişiler: Franz von Papen, İsmet İnönü, Elyesa Bazna, Kim Philby
Alt başlıklar
24 Şubat 1942 — Von Papen Suikast Girişimi. 24 Şubat 1942 sabahı Ankara'da Atatürk Bulvarı'nda Almanya Büyükelçisi Franz von Papen'e yönelik bomba saldırısı düzenlendi. Elindeki paket erken patlayan tetikçi parçalandı, büyükelçi kurtuldu; soruşturma Sovyet istihbaratına uzandı ve Türkiye'nin tarafsızlık siyaseti üzerindeki büyük güç mücadelesini görünür kıldı.
26 Ekim 1943 — Çiçero Olayı: Elyesa Bazna'nın Casusluğu. İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi'nin uşağı Elyesa Bazna, 1943 sonundan 1944 ortasına kadar elçinin gizli yazışmalarının fotoğraflarını Nazi Almanyası'na sattı. 'Çiçero' kod adlı bu sızıntı, Türkiye'yi savaşa çekme baskısını belgeledi ve savaş sonrası tartışmalarda Ankara'nın tarafsızlık siyasetiyle ilişkilendirildi.
4 Eylül 1945 — Volkov Olayı: İstanbul'da Engellenen İltica. İstanbul'daki Sovyet Başkonsolosluğu'nun Birinci Katibi, aslında NKVD ajanı olan Konstantin Volkov, 4 Eylül 1945'te İngiltere'ye iltica etmek istedi. Karşılığında İngiliz devletindeki üç Sovyet casusunu ve Türkiye'deki bütün Sovyet ajanlarının listesini vaat etti; dosya, ihbar ettiği casusun masasına düştü.
Örüntüler
Aynı örüntüyü paylaşan olaylar
- Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümâyûnu) (1839)
- Kırım Savaşı ve İlk Dış Borçlanma (1853)
- Islahat Fermanı (1856)
- 93 Harbi ve Berlin Antlaşması (1877)
- İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Kuruluşu (1889)
- Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı (1919)
- Kıbrıs Barış Harekâtı (1974)
- Sağ-Sol Çatışması ve Toplumsal Şiddet (1975)
- 12 Eylül Darbesi ve 1982 Düzeni (1980)
- Turgut Özal ve Neoliberal Dönüşüm (1983)
Paralel okumalar
Atlasın bu olayı yan yana okuduğu kayıtlar; her çift kendi sayfasında bağlam, paylaşılan desen etiketleri ve editoryal tezle karşılaştırılır.
- Ankara: İkinci Dünya Savaşı'nın İstihbarat Sahnesi (1942) ⇄ Susurluk Skandalı (1996) — Türkiye'nin gizli servislerin sahnesi olduğu iki dönem: 1940'larda dış servisler birbiriyle hesaplaştı, 1990'larda aynı gayrinizami repertu…
Kaynaklardan okumalar
Murat Yetkin, Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı (Doğan Kitap, 2017), s. 65 — Neden Ankara: tarafsızlığın istihbarat bedeli
Yetkin'in kitabı boyunca izlediği tez, savaş dışında kalan Türkiye'nin tam da bu nedenle bir istihbarat sahnesine dönüştüğüdür. Aynı başkentte hem Alman hem İngiliz hem Sovyet temsilciliğinin bulunması, tarafların birbirine doğrudan uzanabildiği ender bir zemin yaratmıştı. Kitap bu dönemin üç büyük vakasını (Von Papen suikastı, Çiçero belgeleri, Volkov'un iltica girişimi) ayrı bölümlerde işleyerek Türkiye'yi savaşın 'gizli cephesi' olarak konumlandırır.
(Kaynak: Murat Yetkin, Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı (Doğan Kitap, 2017), s. 65.)
Dönemin akışı
18 Haziran 1941 — Türk-Alman Saldırmazlık Paktı. Almanya'nın Balkanlara inmesi ve Kasım 1940'ta Türkiye'nin bir Nazi-Sovyet pazarlığına konu edildiğinin öğrenilmesi üzerine Ankara, Barbarossa Harekâtı'ndan dört gün önce, 18 Haziran 1941'de Almanya'yla on yıllık bir saldırmazlık/dostluk antlaşması imzaladı.
11 Kasım 1942 — Varlık Vergisi ve Savaş Yılları. Savaş koşullarında çıkarılan Varlık Vergisi, başta gayrimüslim azınlıklar olmak üzere tüccar sınıfını ağır ve orantısız biçimde vergilendirdi; ödeyemeyenler çalışma kamplarına sevk edildi.
1943 — Toprak Mahsulleri Vergisi. Toprak Mahsulleri Vergisi, II. Dünya Savaşı sırasında tarım ürünlerinden alınan olağanüstü vergiydi. 4 Haziran 1943’te kabul edilen 4429 sayılı kanunla getirildi. 4840 sayılı kanunla 1 Ocak 1946’dan itibaren kaldırıldı; kaldırma kanununun kabulü 23 Ocak, Resmî Gazete’de yayımı 26 Ocak 1946’dır.
30 Ocak – 8 Aralık 1943 — Adana ve Kahire Konferansları: Müttefiklerin Savaşa Sokma Baskısı. Adana görüşmesi 30–31 Ocak 1943’te İnönü ile Churchill arasında; İkinci Kahire Konferansı 4–6 Aralık 1943’te İnönü, Churchill ve Roosevelt arasında yapıldı. Müttefikler Türkiye’nin savaşa katılmasını istedi. Türkiye askerî hazırlık ve güvenlik kaygılarını öne çıkardı; bu görüşmelerin hemen ardından savaşa girmedi.
Sık sorulanlar
Ankara: İkinci Dünya Savaşı'nın İstihbarat Sahnesi ne zaman gerçekleşti? 1942–1947. Atlasta Cumhuriyet'in ilk dönemi içinde, “Dış Politika / Savaş” başlığı altında yer alır.
Ankara: İkinci Dünya Savaşı'nın İstihbarat Sahnesi atlas içinde hangi editoryal örüntü etiketlerini taşır? Örtülü Operasyon Sahnesi, Blok Ekseni ve Göreli Özerklik, Gölge Ağ / Derin Devlet. Atlas bu olayı aynı editoryal etiketi alan diğer kayıtlarla ilişkilendirir; bu sınıflandırma tarihsel tekrar kanıtı değildir.