← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
Türkiye ile Irak'ın 24 Şubat 1955'te imzaladığı Karşılıklı İşbirliği Antlaşması, ABD'nin Kuzey Kuşağı tasarımının bölgesel ayağıydı. Pakt Arap dünyasını kutuplaştırdı, Türkiye'yi emperyalizmin sözcüsü konumuna itti ve SSCB'nin bölgeye girişini kolaylaştırdı.
Orta Doğu Komutanlığı ve Orta Doğu Savunma Örgütü projeleri Mısır'ın reddiyle tıkanınca, Dışişleri Bakanı Dulles 1 Temmuz 1953'te Kuzey Kuşağı (Northern Tier) kavramını ortaya attı: Sovyet tehdidini doğrudan hisseden Türkiye, İran, Irak ve Pakistan'a dayalı bir savunma hattı. Türkiye önce 2 Nisan 1954'te Pakistan'la Karaçi Antlaşmasını, ardından 24 Şubat 1955'te Bağdat'ta Irak'la sekiz maddelik Karşılıklı İşbirliği Antlaşmasını imzaladı. 4 Nisan 1955'te İngiltere, 23 Eylülde Pakistan, 3 Kasımda İran katıldı; ABD İsrail'i, Suudi Arabistan'daki petrol çıkarlarını ve Nâsır'ı gözeterek yalnızca gözlemci kaldı. Türkiye'nin bölgedeki hareket alanı daha başlangıçta daralmıştı: 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olmuş, Menderes Haziran 1954'te ABD'de «İsrail'in varlığı gerçeğini tanımak Arap devletleri için bir gerekliliktir» demiş, 1954'te başlayan Cezayir bağımsızlık savaşı boyunca BM'de Batılılarla aynı yönde oy kullanmıştı. Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan 6 Mart 1955'te pakta katılmayacaklarını ilan etti; Türkiye'nin Suriye'ye gönderdiği sert uyarı ilişkileri daha da bozdu. Kitabın bilançosu olumsuzdur: pakt askerî bakımdan kayda değer bir savunma gücü oluşturamadı, Arap devletlerini komünizme karşı hizalayamadı, aralarında kutuplaşma yarattı, İsrail'i sertleştirdi ve Arap devletlerini SSCB'yle işbirliğine itti. Irak'ın 14 Temmuz 1958 darbesinden sonra 24 Mart 1959'da çekilmesiyle örgüt 21 Ağustos 1959'da CENTO adını aldı ve merkezi Ankara oldu.
Kilit kişiler: Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Celal Bayar, Nuri Sait Paşa, Cemal Abdülnasır, John Foster Dulles
Oklar editoryal hipotezleri gösterir; kendi başına kanıtlanmış tek neden anlamına gelmez.
Atlasın giden bağlantı tezleri:
Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919–1980 (İletişim), s. 642 — Bağdat Paktının bilançosu: kapatılmak istenen kapıyı açmak
Kitap, paktın siyasal amaçlarına ulaşamadığını dört başlıkta gerekçelendirir: askerî bakımdan önemli bir savunma gücü oluşturamamıştır (Türkiye zaten NATO üyesidir, diğer üyelerin gücü yok denecek kadar azdır ve pakta katılma amaçları Sovyet tehdidinden çok ABD yardımı, Irak için İsrail, Pakistan için Hindistan tehdididir); Arapları hizalamak yerine aralarında kutuplaşma yaratmıştır; İsrail paktı kendisine yönelik algılayıp politikasını sertleştirmiştir. Dördüncüsü en ağır sonuçtur: «komünizmin yayılmasını önlemek için imzalanan Bağdat Paktı, bölgeye SSCB'nin girmesini kolaylaştırmış oldu.»
Türkiye açısından tablo daha da olumsuzdur: Arapların Batı'yla ilişkilerini geliştirmesini sağlayamamış, Orta Doğu'da önderlik üstlenemediği gibi Osmanlı geçmişi hatırlatılarak emperyalist politika izlemekle suçlanmış, Bağlantısızlar tarafından dışlanmış, İsrail'le ilişkileri bozulmuş ve Batı'dan beklediği desteği de alamamıştır; 1955 sonrasında ABD ekonomik yardımlarındaki düşüş bunun en açık göstergesidir.
(Kaynak: Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, İletişim, s. 642.)
Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919–1980 (İletişim), s. 647 — 1957 Suriye krizi: dışarıda gerilim, içeride seçim
Ağustos-Ekim 1957'de Türkiye Suriye sınırına iki piyade tümeni ve bir zırhlı tümene eşdeğer, 10 Ekim itibarıyla 37.000 kişiye çıkan bir kuvvet yığdı. Bulganin 10 Eylülde Menderes'e mektup göndererek böyle bir saldırının yalnızca mahallî çapta bir savaşa yol açacağını sanmanın tehlikeli olduğunu bildirdi. Kriz BM Genel Kuruluna taşındı ve 30 Ekimde gündemden çıkarıldı; hemen ardından SSCB tavrını yumuşattı.
Kitabın açıklaması dış tehdide değil iç siyasete bakar: «Bu yapay bunalımın nedenleri ancak iç sorunlara bakarak anlaşılabilecektir.» 1957'de yapılacak seçimlere DP ciddi ekonomik sıkıntılar ve artan demokrasi tartışmalarıyla giriyordu. Suriye bunalımının yaratılması hem kamuoyunun dikkatini ekonomik sorunlardan dış politikaya çekti, hem de 1955'ten beri yardımları azaltan ve koşula bağlayan Washington'a Türkiye'nin bölgedeki rolünün önemini yeniden hatırlattı. Bu okuma tartışmalı olmakla birlikte kitabın kendi vurgusudur; kesin olan, bunalımın Türkiye'nin diğer Arap devletleriyle ilişkisini biraz daha bozmasıdır.
(Kaynak: Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, İletişim, s. 647-648.)
Bağdat Paktı ve Orta Doğu'da Yalnızlaşma ne zaman gerçekleşti? 24 Şubat 1955. Türkiye ile Irak'ın 24 Şubat 1955'te imzaladığı Karşılıklı İşbirliği Antlaşması, ABD'nin Kuzey Kuşağı tasarımının bölgesel ayağıydı. Pakt Arap dünyasını kutuplaştırdı, Türkiye'yi emperyalizmin sözcüsü konumuna itti ve SSCB'nin bölgeye girişini kolaylaştırdı.
Bağdat Paktı ve Orta Doğu'da Yalnızlaşma neden önemlidir, sonuçları ne oldu? Orta Doğu Komutanlığı ve Orta Doğu Savunma Örgütü projeleri Mısır'ın reddiyle tıkanınca, Dışişleri Bakanı Dulles 1 Temmuz 1953'te Kuzey Kuşağı (Northern Tier) kavramını ortaya attı: Sovyet tehdidini doğrudan hisseden Türkiye, İran, Irak ve Pakistan'a dayalı bir savunma hattı. Türkiye önce 2 Nisan 1954'te Pakistan'la Karaçi Antlaşmasını, ardından 24 Şubat 1955'te Bağdat'ta Irak'la sekiz maddelik Karşılıklı İşbirliği Antlaşmasını imzaladı. 4 Nisan 1955'te İngiltere, 23 Eylülde Pakistan, 3 Kasımda İran katıldı; ABD İsrail'i, Suudi Arabistan'daki petrol çıkarlarını ve Nâsır'ı gözeterek yalnızca gözlemci kaldı. Türkiye'nin bölgedeki hareket alanı daha başlangıçta daralmıştı: 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olmuş, Menderes Haziran 1954'te ABD'de «İsrail'in varlığı gerçeğini tanımak Arap devletleri için bir gerekliliktir» demiş, 1954'te başlayan Cezayir bağımsızlık savaşı boyunca BM'de Batılılarla aynı yönde oy kullanmıştı. Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan 6 Mart 1955'te pakta katılmayacaklarını ilan etti; Türkiye'nin Suriye'ye gönderdiği sert uyarı ilişkileri daha da bozdu. Kitabın bilançosu olumsuzdur: pakt askerî bakımdan kayda değer bir savunma gücü oluşturamadı, Arap devletlerini komünizme karşı hizalayamadı, aralarında kutuplaşma yarattı, İsrail'i sertleştirdi ve Arap devletlerini SSCB'yle işbirliğine itti. Irak'ın 14 Temmuz 1958 darbesinden sonra 24 Mart 1959'da çekilmesiyle örgüt 21 Ağustos 1959'da CENTO adını aldı ve merkezi Ankara oldu.
Bağdat Paktı ve Orta Doğu'da Yalnızlaşma atlas içinde hangi editoryal örüntü etiketlerini taşır? Blok Ekseni ve Göreli Özerklik, Statükoculuk ve Dengecilik. Atlas bu olayı aynı editoryal etiketi alan diğer kayıtlarla ilişkilendirir; bu sınıflandırma tarihsel tekrar kanıtı değildir.