Tekrar TarihTÜRKİYE TARİH ATLASI

← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası

Türk-Alman Saldırmazlık Paktı

18 Haziran 1941 · Dış Politika / Savaş

Almanya'nın Balkanlara inmesi ve Kasım 1940'ta Türkiye'nin bir Nazi-Sovyet pazarlığına konu edildiğinin öğrenilmesi üzerine Ankara, Barbarossa Harekâtı'ndan dört gün önce, 18 Haziran 1941'de Almanya'yla on yıllık bir saldırmazlık/dostluk antlaşması imzaladı.

Bu sayfada

Kasım 1940'taki Hitler-Molotov görüşmelerinde Almanya ile SSCB, Montrö'nün kaldırılması ve Türkiye'nin mevcut yükümlülüklerinden koparılması konusunda ilke olarak anlaşmış; Sovyetler Boğazlarda üs, Almanya ise Balkanlarda tek hâkimiyet istediği için pazarlık çökmüştü. Türkiye bunu resmen ilk kez 17 Mart 1941'de Hitler'in Büyükelçi Hüsrev Gerede'ye bizzat anlatmasıyla öğrendi. 1 Mart 1941'de Bulgaristan Mihver'e katılıp Alman birlikleri Türk sınırına 60 km kadar yaklaşınca Hitler, İnönü'ye gönderdiği mektupla harekâtın Türkiye'ye yönelik olmadığını bildirdi. Almanya bu dönemde önce 'havuç' (Ege adaları, Edirne çevresi, Boğazlarda Türk haklarının güçlendirilmesi vaatleri), sonra açıkça 'sopa' politikası izledi. Türkiye'nin asıl kaygısı toprak vaatleri değil, olası bir Alman-Sovyet anlaşmasında yeniden pazarlık konusu olmaktı. Sonuçta imzalanan antlaşma, tarafların topraklarının dokunulmazlığına saygı göstermesini ve birbirlerine karşı her türlü harekâttan kaçınmayı öngörüyor, on yıl için geçerli oluyordu. Giriş kısmındaki «her birinin bugün mevcut yükümlülükleri saklı kalmak üzere» kaydı, Türkiye açısından paktın 1939 Üçlü İttifakı ve 1925 Türk-Sovyet Saldırmazlık Antlaşması'na aykırı davranmayı zorunlu kılmayacağı anlamına geliyordu. Pakt, Almanya'nın SSCB'ye saldırısından dört gün önce güney kanadını güvenceye aldı; ABD tepkisini Ödünç Verme ve Kiralama yardımını durdurarak gösterdi.

Kilit kişiler: İsmet İnönü, Şükrü Saraçoğlu, Numan Menemencioğlu, Franz von Papen, Adolf Hitler, Joachim von Ribbentrop

Örüntüler

Aynı örüntüyü paylaşan olaylar

Kaynaklardan okumalar

Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919–1980 (İletişim), s. 448 — Paktın Metni ve 'Saklı Yükümlülükler' Kaydı

18 Haziran 1941'de imzalanan ve resmî adı Türkiye Cumhuriyeti ile Alman Reich'ı Arasında Dostluk Antlaşması olan belgenin 1. maddesine göre taraflar «topraklarının dokunulmazlığına ve bütünlüğüne karşılıklı olarak saygı göstermeyi ve doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak, birbirlerine karşı her türlü harekattan kaçınmayı yükümlenirler». Antlaşma imzası günü yürürlüğe giriyor ve on yıl geçerli oluyordu. Kitabın vurguladığı asıl nokta giriş kısmındaki kayıttır: tarafların «her birinin bugün mevcut uluslararası yükümlülükleri saklı kalmak üzere». Bu, Türkiye açısından yeni antlaşmanın kendisini 1939 Üçlü İttifakı ve 1925 Türk-Sovyet Saldırmazlık Antlaşması hükümlerine aykırı davranmaya zorlayamayacağı anlamına geliyordu; yani pakt Alman birliklerine geçiş izni vermeyi baştan dışlıyordu. (Kaynak: Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, İletişim, s. 448.)

Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919–1980 (İletişim), s. 449 — İnönü'nün Savunması ve Denge Politikasının Sınavı

Kitaba göre pakt, Türkiye'ye hem Müttefik hem Mihver baskılarından korunmak için yeni fırsatlar doğuruyordu: bir yandan Alman birliklerine geçiş izni verilmeyeceği Almanya'ya kabul ettiriliyor, öte yandan Almanya karşısında eylemde bulunmama sözüyle İngiliz uçaklarının Türk üslerini kullanması ya da İngiliz savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi önleniyordu. İnönü'nün değerlendirmesi şöyleydi: «memleket Mihver'in bütün kuvvetlerine karşı yalnız başına dururken, Amerika harpte yokken, İngiltere bütün kuvvetlerini bir Alman istilâsına karşı adaların savunması için yerleştirirken ve Sovyetler Almanlara bir saldırmazlık antlaşmasıyla bağlı iken, Almanların bize saldırmayacaklarını kağıt üzerine koyma garantisini reddetmemiz bizden ne hakla beklenebilirdi?» Yine de anlaşma Müttefiklerin hoşuna gitmedi; ABD, Ödünç Verme ve Kiralama yardımını durdurdu. Kitabın çıkardığı ders, Türkiye'nin taraflardan yalnız birinin iyi niyetine dayanarak ayakta kalamayacağıdır. (Kaynak: Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, İletişim, s. 449.)

Dönemin akışı

19 Ekim 1939 — Türk-İngiliz-Fransız Üçlü İttifakı (Ankara Paktı). Güç dengesine daha fazla oynayamayacağını gören Türkiye, 12 Mayıs ve 23 Haziran 1939 deklarasyonlarının ardından 19 Ekim 1939'da İngiltere ve Fransa'yla ittifak imzaladı. Oran'a göre bu bir sapma değil, kararı 1936'da verilmiş bir yönelimin doğal sonucuydu.

18 Ocak 1940 — Millî Korunma Kanunu. Savaş ihtimalinde hükûmete ekonomiyi geniş ölçüde sevk-idare yetkisi veren olağanüstü kanun; fiyat, üretim, kira, iaşe ve zorunlu çalışmada sert müdahale.

11 Kasım 1942 — Varlık Vergisi ve Savaş Yılları. Savaş koşullarında çıkarılan Varlık Vergisi, başta gayrimüslim azınlıklar olmak üzere tüccar sınıfını ağır ve orantısız biçimde vergilendirdi; ödeyemeyenler çalışma kamplarına sevk edildi.

1942–1947 — Ankara: İkinci Dünya Savaşı'nın İstihbarat Sahnesi. Savaş dışında kalmayı başaran tarafsız Ankara, tam bu yüzden Alman, İngiliz ve Sovyet gizli servislerinin birbirine girdiği açık bir operasyon sahnesine dönüştü; suikast, belge satışı ve iltica krizleri birbirini izledi.

Sık sorulanlar

Türk-Alman Saldırmazlık Paktı ne zaman gerçekleşti? 18 Haziran 1941. Atlasta Cumhuriyet'in ilk dönemi içinde, “Dış Politika / Savaş” başlığı altında yer alır.

Türk-Alman Saldırmazlık Paktı atlas içinde hangi editoryal örüntü etiketlerini taşır? Blok Ekseni ve Göreli Özerklik, Statükoculuk ve Dengecilik. Atlas bu olayı aynı editoryal etiketi alan diğer kayıtlarla ilişkilendirir; bu sınıflandırma tarihsel tekrar kanıtı değildir.

Okuma tercihleri

Yazı boyutu
Satır genişliği
Tema

Bağlantıyı paylaş