← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
Mübadeleden doğan yerleşik (etabli) kavgası yedi yıl sonra 10 Haziran 1930 Ankara Sözleşmesi'yle kapandı; Venizelos'un Ekim ziyaretinde imzalanan üç anlaşma, yedi yıl önce savaşan iki ülke arasında ilk kez bir dostluk dönemi başlattı.
1923 Mübadele Sözleşmesi'nin 2. Maddesindeki yerleşik sözcüğü iki tarafça farklı yorumlanınca ilişkiler kopma noktasına geldi: Türkiye resmî kayıtları, Yunanistan yerleşme niyetini esas alıyordu. Uluslararası Sürekli Adalet Divanı'nın 1925 tarihli danışma görüşü anlaşmazlığı çözemeyince politikalar sertleşti; Yunanistan Batı Trakya'da Müslüman mallarına, Türkiye İstanbul'da Ortodoks Rum mallarına el koydu. 1925 Ankara ve 1926 Atina antlaşmaları kısmi çözümler getirdiyse de Pangalos diktatörlüğü ve teknik uyuşmazlıklar yüzünden uygulanamadı. Kırılma 1928'de geldi: Venizelos tek başına iktidara gelerek irredentist çizgiyi terk etti, Türkiye Fransa'yla borçlar anlaşmasını imzalayıp Batı'yla normalleşmesini tamamladı ve ilginç biçimde yakınlaşmayı istemeden başlatan İtalya oldu; Roma'nın 1928'de her iki ülkeyle imzaladığı tarafsızlık antlaşmaları Ankara ile Atina'yı birbirine itti. Venizelos'un 30 Ağustos 1928 tarihli özel mektubu ve İsmet Paşa'nın yanıtı süreci açtı. 10 Haziran 1930 Ankara Sözleşmesi yerleşik tanımını geldikleri tarih ve doğum yerinden bağımsız hale getirerek sorunu bitirdi ve beş kategoride mal rejimini düzenledi. 27 Ekim-1 Kasım 1930'da Venizelos Türkiye'yi ziyaret etti; 30 Ekimde Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma ve Hakemlik Antlaşması, Deniz Kuvvetlerinin Sınırlandırılmasına İlişkin Protokol ile İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması imzalandı. Yakınlaşma 1933 Samimi Anlaşma Belgesi ve 1938 ek antlaşmasıyla derinleşti.
Kilit kişiler: Eleftherios Venizelos, İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk, Tevfik Rüştü Aras
Oklar editoryal hipotezleri gösterir; kendi başına kanıtlanmış tek neden anlamına gelmez.
Atlasın gelen bağlantı tezleri:
Atlasın giden bağlantı tezleri:
Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919–1980 (İletişim), s. 348 — Yerleşik Tanımının Nihai Çözümü
Melek Fırat'ın bölümüne göre 10 Haziran 1930 Ankara Sözleşmesi, mübadeleden doğan siyasal ve ekonomik sorunları tek metinde bitirdi. 10. Madde Türkiye'nin, «İstanbul'a geldikleri tarih ve doğdukları yer ne olursa olsun değişimden ayrık tutulmuş olan İstanbul bölgesinde bugün hazır bulunan Türk uyruğundaki tüm Ortodoks Rumlara» yerleşik sıfatı tanıdığını; 14. Madde ise Yunanistan'ın aynı ilkeyi Batı Trakya Müslümanları için kabul ettiğini belirtiyordu. Böylece yedi yıldır süren anlaşmazlık sonuçlandırılıyordu. Mal rejimi beş kategoride düzenlendi ve Yunan hükümeti Karma Komisyon emrine 425.000 İngiliz Lirası verecekti. Kitabın değerlendirmesine göre siyasal dostluğun kurulması, tam da bu hukuksal düğümün çözülmesine bağlıydı. (Kaynak: Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, İletişim, s. 348.)
Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919–1980 (İletişim), s. 358 — Dostluğun Uzun Vadeli Faturası: Ege'de Tek Taraflı Genişlemeler
Melek Fırat, 1930'lar dostluğunun Türkiye açısından gecikmeli bir maliyet ürettiğini savunur: «1930 anlaşmaları imzalandıktan bir yıl sonra (...) 6 Eylül 1931'de Yunanistan tek taraflı olarak hava sahasını 3 milden 10 mile; 17 Eylül 1936'da da (...) karasularını 3 milden 6 mile çıkardığını açıkladı.» Dönemin havası içinde Türkiye bu kararlara karşı çıkmadı; dahası Dışişleri Bakanı Aras, Montrö'nün ardından TBMM'de yaptığı konuşmada Limni ve Semadirek'e ilişkin silahsızlandırma hükmünün de kalktığını söyleyerek Yunanistan'ın Boğazönü adalarını silahlandırma hakkından söz etti. Kitaba göre Türkiye'nin sessiz kaldığı ya da onayladığı bu kararlar, savaş sonrasında Türk-Yunan uyuşmazlığı kronikleştiğinde Türkiye'nin aleyhine çalışacaktır. (Kaynak: Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, İletişim, s. 356.)
Türk-Yunan Dostluğu: 1930 Ankara Sözleşmesi ve Venizelos Ziyareti ne zaman gerçekleşti? 10 Haziran – 30 Ekim 1930. Mübadeleden doğan yerleşik (etabli) kavgası yedi yıl sonra 10 Haziran 1930 Ankara Sözleşmesi'yle kapandı; Venizelos'un Ekim ziyaretinde imzalanan üç anlaşma, yedi yıl önce savaşan iki ülke arasında ilk kez bir dostluk dönemi başlattı.
Türk-Yunan Dostluğu: 1930 Ankara Sözleşmesi ve Venizelos Ziyareti neden önemlidir, sonuçları ne oldu? 1923 Mübadele Sözleşmesi'nin 2. Maddesindeki yerleşik sözcüğü iki tarafça farklı yorumlanınca ilişkiler kopma noktasına geldi: Türkiye resmî kayıtları, Yunanistan yerleşme niyetini esas alıyordu. Uluslararası Sürekli Adalet Divanı'nın 1925 tarihli danışma görüşü anlaşmazlığı çözemeyince politikalar sertleşti; Yunanistan Batı Trakya'da Müslüman mallarına, Türkiye İstanbul'da Ortodoks Rum mallarına el koydu. 1925 Ankara ve 1926 Atina antlaşmaları kısmi çözümler getirdiyse de Pangalos diktatörlüğü ve teknik uyuşmazlıklar yüzünden uygulanamadı. Kırılma 1928'de geldi: Venizelos tek başına iktidara gelerek irredentist çizgiyi terk etti, Türkiye Fransa'yla borçlar anlaşmasını imzalayıp Batı'yla normalleşmesini tamamladı ve ilginç biçimde yakınlaşmayı istemeden başlatan İtalya oldu; Roma'nın 1928'de her iki ülkeyle imzaladığı tarafsızlık antlaşmaları Ankara ile Atina'yı birbirine itti. Venizelos'un 30 Ağustos 1928 tarihli özel mektubu ve İsmet Paşa'nın yanıtı süreci açtı. 10 Haziran 1930 Ankara Sözleşmesi yerleşik tanımını geldikleri tarih ve doğum yerinden bağımsız hale getirerek sorunu bitirdi ve beş kategoride mal rejimini düzenledi. 27 Ekim-1 Kasım 1930'da Venizelos Türkiye'yi ziyaret etti; 30 Ekimde Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma ve Hakemlik Antlaşması, Deniz Kuvvetlerinin Sınırlandırılmasına İlişkin Protokol ile İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması imzalandı. Yakınlaşma 1933 Samimi Anlaşma Belgesi ve 1938 ek antlaşmasıyla derinleşti.
Türk-Yunan Dostluğu: 1930 Ankara Sözleşmesi ve Venizelos Ziyareti atlas içinde hangi editoryal örüntü etiketlerini taşır? Statükoculuk ve Dengecilik, Azınlığın Rehin Alınması, Blok Ekseni ve Göreli Özerklik. Atlas bu olayı aynı editoryal etiketi alan diğer kayıtlarla ilişkilendirir; bu sınıflandırma tarihsel tekrar kanıtı değildir.