← Tekrar Tarih · Türkiye Tarih Atlası
2014 sonrası: Çatışma, kayyum atamaları ve yeniden müzakere arayışları
Şeyh Said'den Dersim'e, Diyarbakır Cezaevi'nden PKK çatışmasına ve Kobani'ye: aynı fay hattının her kuşakta yeniden kırılması. Domino, bastırma repertuvarının tekrarını izler.
Bu silsile atlasın editoryal neden-sonuç tezlerini gösterir; olayların tek açıklaması veya tarihsel zorunluluk iddiası değildir.
29 Eylül'de başlayan âyan–merkez görüşmeleri sonunda 7 Ekim 1808'de kaleme alınıp imzalanan belge, hükümdar iradesini yazılı bir uzlaşmayla sınırlandırmayı amaçladı; ancak kısa ömürlü oldu.
Klasik Osmanlı maliyesinde devletin, gözden düşen ya da ölen ricalin ve zenginleşen ayanın servetine idari takdirle el koymasını mümkün kılan yerleşik uygulama.
Osmanlı tarihinin ilk büyük milliyetçi ayrılma savaşı; Rum milletinin bağımsız devlet kurması, Balkanlar'da ardı ardına gelecek etnik ayrışmaların modeli oldu.
II. Mahmud, yüzyıllık Yeniçeri Ocağı'nı tek bir harekâtla tasfiye ederek modern ordunun (Asakir-i Mansure) önünü açtı; reformların en büyük geleneksel engeli kaldırıldı.
Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın orduları iki kez Anadolu içlerine kadar ilerleyerek hanedanı ağır bir tehdit altına soktu; kriz ancak büyük güçlerin müdahalesiyle çözüldü ve birçok tarihçiye göre Osmanlı'yı kalıcı dış bağımlılığa sürükledi.
Gülhane'de okunan ferman, can-mal güvencesini ve hukuk önünde eşitliği yazılı olarak tescil etti; Osmanlı modernleşmesinin anayasal omurgası kuruldu.
Tanzimat'ın doğrudan idare ve merkezileşme siyasetine direnen Cizre-Botan Emiri Bedirhan Bey 1847'de teslim olarak Girit'e sürüldü; Kürt emirlik düzeni tasfiye edildi.
Rusya'ya karşı İngiltere-Fransa ittifakıyla yürütülen savaş, Paris Antlaşması'yla Osmanlı'yı Avrupa sistemine kattı; aynı süreçte alınan ilk dış borç mali bağımlılığın başlangıcı oldu.
Paris Antlaşması'nın baskısıyla ilan edilen ferman, Müslüman-gayrimüslim eşitliğini derinleştirdi; ama 'dışarıdan dayatılan reform' algısını da besledi.
Subay, ulema mensubu ve memurlardan oluşan gizli Fedâiler Cemiyeti'nin Sultan Abdülmecid'i tahttan indirmeyi planladığı komplo, eyleme geçmeden 14 Eylül 1859'da ihbarla ortaya çıkarıldı; birçok tarihçi bunu Osmanlı'nın modern döneminde örgütlü saray/darbe komplosunun erken belgelenmiş örneklerinden biri olarak değerlendirir.
Belgrad Ormanı'nda kurulan gizli 'İttifak-ı Hamiyet', bürokrasi ve basın kökenli genç aydınları meşrutiyet ve anayasa taleplerinde örgütleyerek ilk modern muhalefet hareketini başlattı.
Osmanlı'nın ilk anayasası ilan edildi, iki meclisli parlamento kuruldu; ancak iki yıl sonra padişah meclisi süresiz tatil etti.
Rusya'ya karşı uğranan ağır yenilgi büyük toprak kayıplarına ve yüz binlerce Müslüman mültecinin Anadolu'ya göçüne yol açtı; Abdülhamid bu yenilgiyi meclisi süresiz kapatmak için kullandı.
Meclisin kapatılmasıyla başlayan 30 yıllık kişisel iktidar; sansür ve hafiye örgütüyle siyasi katılım sıfırlanırken demiryolu, okul ve borç idaresiyle devlet kapasitesi arttı.
Orta Anadolu ve Doğu'da çok sayıda Ermeni'nin hayatını kaybettiği kitlesel şiddet olayları, Hamidiye döneminin etnik-dinsel fay hattını en yoğun biçimde açığa çıkardı.
Makedonya'da dağa çıkan İttihatçı subayların baskısıyla anayasa yeniden yürürlüğe girdi; 30 yıllık istibdat sona erdi.
II. Meşrutiyet'in ilk yılında Adana ve çevresinde Ermeni nüfusa yönelen, on binlerce kişinin öldüğü kitlesel şiddet; 1894–96 Hamidiye katliamları ile 1915 tehcir-kıyım olayları arasında etnik fay hattının kanlı ara halkası.
İtalya'nın Libya'yı işgaline karşı Osmanlı subaylarının gerilla direnişi; Mustafa Kemal'in ilk muharebe deneyimi ve Balkan Savaşları'nın doğrudan öncülü.
İki aşamalı savaşta Osmanlı, Balkanlar'daki neredeyse tüm Avrupa topraklarını yitirdi; yüz binlerce Müslüman mülteci Anadolu'ya aktı ve İttihatçı radikalleşme zirveye çıktı.
Babıali Baskını, 23 Ocak 1913’te İttihatçıların Kâmil Paşa hükümetini zorla istifaya sürüklediği silahlı hükümet darbesidir. Baskından sonra sadrazam Mahmud Şevket Paşa oldu. O gün doğrudan Enver–Talat–Cemal üçlü hükümetinin kurulduğunu söylemek kronolojiyi basitleştirir.
İttihat ve Terakki bünyesinde kurulan gizli/özel örgüt, gayrinizami harp, istihbarat ve sınır operasyonlarında görev aldı.
Osmanlı'nın Almanya safında savaşa girmesi; Sarıkamış felaketi, Çanakkale direnişi ve Doğu Anadolu Ermenilerinin tehciriyle iç içe geçen bir felaket zinciri yaşandı.
İşgal altındaki Anadolu'da başlayan direniş, TBMM'nin kuruluşu ve kazanılan zaferle Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi zeminini oluşturdu.
İmparatorluğun küllerinden ulus-devlet doğdu; egemenliğin kaynağı 'millet' olarak yeniden tanımlandı ve kapsamlı bir modernleşme programının çerçevesi kuruldu.
Doğu'da patlak veren Kürt-dinî temelli ayaklanma bastırıldı; Takrir-i Sükûn Kanunu hem isyanı hem de muhalefeti tasfiye etmek için kullanıldı.
Şeyh Said İsyanı'nın bastırılmasının ardından Bakanlar Kurulu'nca kabul edilen plan, doğu illeri için kapsamlı bir asimilasyon, iskân ve denetim programı çizdi; umumi müfettişlikler, mecburi iskân ve Türkçe dışındaki dillerin kamusal kullanımının kısıtlanması bu çerçevede gündeme getirildi.
CHP 1. Olağanüstü Kurultayında cumhurbaşkanı İnönü 'değişmez genel başkan' ve 'Millî Şef' ilan edilerek parti ile devlet başkanlığının tek kişide kaynaştığı tek parti düzeni kurumsallaştırıldı.
Savaş koşullarında çıkarılan Varlık Vergisi, başta gayrimüslim azınlıklar olmak üzere tüccar sınıfını ağır ve orantısız biçimde vergilendirdi; ödeyemeyenler çalışma kamplarına sevk edildi.
Demokrat Parti'nin kuruluşu ve 1950'deki barışçıl iktidar devriyle tek parti dönemi kapandı; seçimle iktidar değişimi mümkün hâle geldi.
DP, köylü-esnaf desteği, liberal ekonomi ve Batı yönelimiyle iktidara geldi; ancak 1954'ten sonra basın kısıtlamaları ve muhalefete baskı otoriterleşmeye zemin hazırladı.
NATO üyeliğiyle birlikte ABD ile imzalanan ve çoğu TBMM'ye getirilmeyen ikili anlaşmalar; Amerikan askerî tesislerinin, vergi muafiyetlerinin ve yargı ayrıcalıklarının çerçevesini kurdu. 1960'ların ABD karşıtlığının kaynağı bu düzendir.
Plansız dışa açılmanın yarattığı döviz darboğazı 1958'de patladı. Hükümet 4 Ağustos 1958'de IMF'ye ilk niyet mektubunu verdi; dolar fiilen 2,80'den 9 TL'ye çıkarıldı, 250 milyon dolar yeni kredi sağlandı, 600 milyon dolarlık borç ertelendi.
Türkiye ile Yunanistan 11 Şubat 1959’da Zürih’te uzlaştı; 19 Şubat’ta Londra’da Birleşik Krallık ile Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının liderleri de çözümü kabul etti. Belgeler bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çerçevesini belirledi; devletin kuruluşu 16 Ağustos 1960’ta gerçekleşti.
Genç subaylar hükümeti devirdi; başbakan ve iki bakan idam edildi, ama beraberinde özgürlükçü 1961 Anayasası geldi.
SSCB, Küba'ya yerleştirdiği füzeleri ancak Türkiye'deki Jüpiterlerin sökülmesi karşılığında geri çekeceğini bildirdi. Kennedy ile Kruşçev arasındaki gizli pazarlık sonucu Jüpiterler Nisan 1963'te söküldü; Ankara, kendi toprağını ilgilendiren kararı sonradan öğrendi.
Başkan Johnson, İnönü'ye gönderdiği mektupta Kıbrıs'a müdahalede Amerikan silahlarının kullanılamayacağını ve olası bir Sovyet saldırısında NATO'nun Türkiye'yi savunma yükümlülüğünün tartışmalı olabileceğini bildirdi. Müdahale durdu, çok yönlülük arayışı başladı.
27 Mayıs sonrası dağılan Demokrat Parti tabanını toparlayan Adalet Partisi, 10 Ekim 1965 seçimlerinde oyların yaklaşık %53'ünü (240 milletvekili) alarak tek başına iktidara geldi; su işleri kökenli Süleyman Demirel, çok partili dönemin yeni merkez-sağ lideri olarak öne çıktı.
Türk-İş'in apolitik çizgisini reddeden solcu sendikacıların kurduğu DİSK, 1970'ler işçi hareketinin ve devrimci gençlik mobilizasyonunun belkemiği oldu.
1968 dünya dalgası ve 1961 Anayasası'nın açtığı alanla üniversiteli devrimciler silahlı öncü örgütler kurdu; düzeni değiştirmeyi denediler, ağır biçimde bastırıldılar.
İstanbul Taksim'de ABD 6. Filo protestosu mitingine Ülkücü saldırı 2 ölüme yol açtı; 1970'ler sağ-sol sokak çatışmalarının öngörüsü oldu.
Ordu bir muhtırayla hükümeti istifaya zorladı; 'darbesiz darbe' ile yükselen toplumsal hareket bastırıldı, 1961 Anayasası budandı.
Doğan Avcıoğlu ve Yön-Devrim çevresinin etkisinde, ordu içinde örgütlenen 'milli demokratik devrim' (MDD) programlı bir cunta girişiminin 9 Mart 1971'de tasarlandığı; Genelkurmay üst kademesinin planı haber alıp önünü kesmesi, üç gün sonra 12 Mart Muhtırası'na yol açtı.
Yunan cuntasının desteklediği enosis darbesine yanıt olarak Türkiye garantör güç sıfatıyla adaya askerî harekât başlattı; adanın kuzeyi kontrol altına alındı.
Ecevit-Erbakan koalisyonunun çıkardığı af, 12 Mart tutuklularını ve sol mahkûmları serbest bıraktı.
Ülkücü gruplar ile devrimci sol arasında tırmanan sokak çatışmaları, suikastlar ve katliamlar Türkiye'yi fiili bir iç savaşa sürükledi.
1973'te Los Angeles'te iki Türk diplomatın öldürülmesiyle yeniden alevlenen intikam davası, 1975'te Beyrut'ta kurulan ASALA ile Taşnak'ın JCAG'ı arasında Türk diplomatlarının hayatı üzerinden yürüyen bir rekabete dönüştü; Esenboğa ve Orly'den sonra örgüt 1980'lerin ortasında dağıldı.
Ordu tüm siyasi hayatı askıya aldı; yüz binlerce kişi gözaltına alındı, idamlar yapıldı ve kısıtlayıcı 1982 Anayasası ile toplum yeniden biçimlendirildi.
ABD Başkanı Carter'ın 23 Ocak 1980'de imzaladığı direktif, Basra Körfezi çıkarları için askerî güç kullanımını ilan etti. Brzezinski'nin 1977'de ortaya attığı, Sovyetleri güneyinden İslami hareketlerle kuşatmayı öngören 'Yeşil Kuşak' planının somutlaşmış hâliydi; Türkiye bu mimarinin merkez ortağıydı.
PKK'nın 1984'te başlattığı silahlı eylemler, Türkiye'nin 1990'lar boyunca sürecek ve on binlerce insanın hayatını kaybedeceği uzun çatışma dönemini başlattı.
PKK ile silahların susması ve müzakere için yürütülen resmi çözüm süreci; Kürt meselesinde çatışma yerine siyaset arayışının en ileri evresi.
IŞİD'in Kobani kuşatması sırasında Türkiye'nin pasif tutumuna tepki gösteren Kürt protestolarında 40'tan fazla kişi hayatını kaybetti.